Doğum ve Bebek Fotoğrafçısı Tuba Sönmezöz İle Web Röportaj


Türk Nikon olarak birbirinden değerli fotoğraf tutkunlarıyla yapmış olduğumuz web röportaj serimize kaldığımız yerden devam ediyoruz. Bugün yeni konuğumuz “Doğum ve Bebek Fotoğrafçısı” Tuba Sönmezöz. Yakın takipçilerimiz Tuba Sönmezöz‘ü anneler gününde vereceğimiz çok özel hediyeden hemen hatırlayacaklardır. Kendisi doğum ve bebek fotoğrafçısı olarak bizce çok kutsal bir işi büyük bir aşkla ve profesyonelce yapıyor. İşini o kadar zevkle yapıyor ki röportajı okurken bile bunu hissedebiliyorsunuz. Tuba Sönmezöz’e bize röportaj imkanı sunduğu ve sorularımızı samimiyetle cevaplandırdığı için çok teşekkür eder sizleri bu keyifli röportajla başbaşa bırakırız.

1- Öncelikle bize kendinizden biraz bahseder misiniz? Tuba Sönmezöz kimdir?

2004 yılında Yeditepe Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım bölümünden mezun oldum. 2005 yılında evlendim, 2009 yılında anne oldum. Stajlarım dışında hiç kurumsal hayatta iş tecrübem olmadı, kendimi mutlu hissettiğim işler yaptım. Gezmeyi, yeni yerler görmeyi, her türlü board sporunu (kaykay, snowboard, dalga sörfü vb.), paraşüt ile atlamayı, tırmanmayı, müzik dinlemeyi, ailem ve arkadaşlarım ile vakit geçirmeyi seviyorum. Ne kadar çok yeni yerler görüp yeni keşifler yaparsam o kadar yaratıcı olacağımı düşünüyorum. Bir şeyleri tutku ile yapmanın ne demek olduğunu merak etmişimdir hep, yaptığım hobilerin, sporların hiç biri ben de tutkuya dönüşmedi fotoğraf özellikle doğum ve bebek fotoğrafı çekmeye başlamam tutku ile yapılan işin ne demek olduğunu anlamamı sağladı.

2- Fotoğraf çekmeye nasıl başladınız? İlk fotoğraf makineniz hangisiydi?

Fotoğraf çekmeye “an” ları yakalama isteğim sayesinde başladım. Üniversite yıllarında çok gezip, alternatif sporlar ile uğraştığım için hep bir fotoğrafçılık merakım vardı.

İlk fotoğraf makinemi proje ödevimi yapabilmek için 2002 yılında aldım. Nikon sevdası da o zaman başladı ilkler her zaman özeldir, Nikon F55’ in de yeri ben de ayrıdır. Canımız sıkıldıkça Sirkeci’ ye giderdik. Çekim sonrası filmleri tab ettirip sonuçlarını heyecanla beklerdik.

2005 yılında Caddebostan Gençlik Kampları’ nda kamp fotoğrafçılığı yapmaya başladım. Eşim doğum günü hediyesi olarak Nikon D70s aldı ve digitale doğru hızlı bir geçiş yaptım.

2002 yılından bu yana teknoloji, bakış açıları çok değişti, değişmeye devam ediyor ben de gelişmeleri takip etmeye kendimi geliştirmeye gayret ediyorum. Yetenekli olmak, herkesin görmediği detayları görmek tabi ki önemli ama çok okuyan çok fotoğraf çeken bu konuda kendini geliştirmek için istekli olan herkesin güzel fotoğraflar çekebileceğini düşünüyorum.

3- Doğum ve bebek fotoğrafçılığına nasıl başladınız?

Fotoğrafçılığın bir alanında kendimi geliştirmek istiyordum, anne olmam beni çok sevdiğim bu meslek ile tanışmama vesile oldu. Bir bebeğin hayata geldiği an ve en etkileyici olanı anne babasına kavuştuğu an cümleler ile tarif edilemeyecek kadar güzel. Bu “an” a tanık olmak, o coşkuyu yaşamak, yıllar sonra sanki bugün yaşanmış gibi o duyguları taze tutmak, ailelerin yaşayacakları her anı hiç unutulmayacak bir hatıraya çevirme isteği doğum fotoğrafçılığına başlamama sebep oldu.

Doğum fotoğrafçılığı benim için, paraşüt ile atlamak kadar heyecanlı, müzik dinlemek kadar duygulu, yeni yerler görmek kadar beklenmedik, plansız, verdiği keyif ise tartışılmaz.

4- Doğum fotoğrafçılığı çok yorucu olmalı, özellikle normal doğumlarda uzun süren bekleyişler dahi oluyordur. En uzun süren çalışmanızı hatırlıyor musunuz?

Eh biraz yorucu 🙂 Aile ile aynı heyecanı bende yaşıyorum. Bebek doğana kadar çok heyecanlı oluyorum. İlk doğumumu çektikten sonra heyecanım geçer zannediyordum ama hiçbir değişiklik olmadı. Özellikle tanıdık birinin fotoğrafını çekeceksem o gece uyku tutmuyor genelde.

Çok rahat gerçekleşen, 6-7 saat beklediğim veya normal doğumdan sezeryana dönen doğumlarda olabiliyor. Bir doğumumda normal doğumun başlamasına az kaldığını düşünerek saat 16.00 gibi hastanede bulunmuştum ama süreç çok uzadı gece 12.00 gibi doğumhaneye aldılar bebek normal yollar ile gelmek istemeyince sezeryan kararı alındı 12:30 gibi bebek dünyaya geldi ama çok stresliydi benim için. Normalden sezeryana dönen doğumlarda genel bir moral bozukluğu da olduğu için ortamı sakinleştirmek bazen bize düşebiliyor.

5- Ameliyathanede ışığın çok fazla olduğunu düşünecek olursak aslında bir fotoğrafçının en çok ihtiyacı olduğu şeye sahipsiniz gibi düşünülebilir. Ancak ışık kaynakları çok farklı noktalardan geldiği için bir o kadar da işinizi zorlaştırıyor. Ameliyathane, bebek odası, hasta odası, koridor derken çok farklı ortamlardaki ışıkla mücadele ediyorsunuz. Çekim sırasında nelere dikkat ediyorsunuz?

Işığın tonu, şiddeti her yer de farklı ve çok hızlı olmanız “an” ı kaçırmamanız gerekiyor. Bu işin tekrarı yok sonuçta. Çok pratik olmanız nerde ne yaşanıyor her şeyi görmeniz gerekiyor. Ameliyathanede ışık ayarı yapmak için biraz vaktimiz oluyor ama bebek doğduktan sonra yeri hemen değişiyor. Bebeğin yarısı ışık altındayken, yarısı karanlıkta kalabiliyor. Bulunduğum konuma göre en düzgün anı net bir şekilde yakalamaya çalışıyorum. Ameliyathane de AV modunda çekip ameliyathanenin ışığına göre pozlamayı ayarlıyorum ışığın durumuna göre ISO yu maksimum 400-800 arasında kullanıyorum. Diğer tüm alanlarda manuel çekiyorum. Flaş kullanmıyorum.

Ameliyathanede olması gereken en son insan sizsiniz kimseyi rahatsız etmeden çekim yapmalısınız. Varlığınız ile yokluğunuz bir olmalı. Steril alanlara değmeden, ayak altında dolaşmadan:) işinizi yapmanız gerekiyor.

6- Doğum anında kimseye poz verdirme veya anı durdurma şansınız malasef yok. Doğum dışında da odada veya bekleme salonunda varlığınızı hissettirmeden çekim yapmak zorunda kalıyorsunuzdur. Bir anlamda tüm doğum süresince görünmez olmak zorundasınız. Sizce işinizin zorlukları nelerdir?

Ben de çok poz verdirmeyi sevmiyorum aslında, en güzel kareler en doğal halleri ile yakalanan fotoğraflar oluyor genelde. Sadece aile ve hamilelik fotoğraflarında poz verdiriyorum.

Varlığımı hissettirmemek için elimden geleni yapıyorum, herkes bebek telaşında olduğu için benim varlığım unutuluyor genelde. Doğum öncesinde anne adaylarını tanıyıp, çekmemi istemedikleri bir an olup olmadığını soruyorum varsa çekmiyorum. ( Emzirirken, normal doğumlarda ıkınırken vb.) Beklenmedik bir durum olduğunda anne ile hep göz temasında olmaya çalışıyorum, birbirimizi anlıyoruz genelde. İlk emzirme fotoğrafını çektikten sonra ben de dinlenmeleri için aileyi yalnız bırakıyorum.

Benim için bu işin en zor kısmı, benim gibi gezmeyi seven biri için normal doğumlarda seyahat programı yapamıyor olmam, her an doğar korkusu ile İstanbul’ da kalıyorum, her duruma karşı beraber çalıştığımız fotoğrafçı arkadaşlarım var ama anne adayları beni tanıdığı için doğumda beni görmek istiyorlar. Sömestr ve yaz döneminin bir kısmında kamp fotoğrafları çekmeye gittiğim için doğum kabul edemiyorum.

7- Artık babaların da büyük çoğunluğu doğuma giriyor. Ayılan bayılan dahi olabilir:) Okuyucularımızla ilginç bir anınızı paylaşır mısınız?

Babalar genelde doğuma girmek, bebeklerinin dünyaya gelişlerine tanıklık etmek istiyorlar. Gözyaşlarını tutamayan, şaşkınlıktan ne yapacağını bilemeyen veya bebek doğar doğmaz o haline bakamayıp ameliyathaneyi terk eden babalar olabiliyor. Bir keresinde çok heyecanlı bir babamız zor bir karar aşamasından sonra sakinleştirici ilaç alıp doğuma girme kararı almış ama ilacı geç kullanmasından dolayı ilaç etkisini göstermeye başlamadan doğum olunca kendini iyi hissetmeyip ameliyathaneden çıkmak zorunda kalmıştı. Sonrasında çok rahatlamıştı tabi. Doktor olan babaların sezeryan doğuma girmesi de enteresan olabiliyor. Genelde doğumu yapan doktor da tanıdık olduğu için bir şenlik havasında, sohbet muhabbet her anı izleyerek doğum gerçekleşiyor. Böyle doğumlar benim için de çok keyifli oluyor.

8. En özel anlar çok kısa sürede gerçekleşiyor. Doğum fotoğrafçılığında en önemli şey hız dersek doğru demiş olur muyuz?

Kesinlik doğru hızlı, pratik, gözünüzü dört açıp, birde kimseyi rahatsız etmeden, varlığınızı hissettirmeden çekim yapmanız gerekiyor. Daha öncede belirttiğim gibi bu işte “olmadı baştan” diyemiyoruz. Sorumluluk ağır 🙂

9.Kullandığınız ekipmanlar nelerdir? Nikon’un bu yıl yeni çıkardığı makineler hakkında ne düşünüyorsunuz?

Nikon D300s kullanıyorum. Objektif olarak 35mm 1:8, 50mm 1:8, 24-70mm 2:8, sb900 de flaş kullanıyorum. Yeni çıkan makineleri bloğunuzdan takip ediyorum. Test çekimlerine bakıyorum. Herkes gibi beni de D800’ ün Türkiye gelişi heyecanlandırıyor.

10.Fotoğraf çeken herkes iyi bilir ki fazlaca hareketli olan çocukların fotoğrafını çekmek çok zordur. Tam işte bu kare derken bir bakıyorsunuz vizörde görünmez oluyorlar:) Poz verenleri bulmak çok kolay olmamalı:) Uyguladığınız özel yöntemler var mı?

Bebekler ile çalışırken onların uyku ve beslenme düzenini bozmadan kendi doğal ortamlarında çekim yapıyorum. İlgilerini çekebilecek oyuncaklar, objektife takılan aksesuarlar kullanıyorum. En önemlisi anne babalar güldürmek için bana çok yardımcı oluyorlar. Çocuklarda ise dış mekan çekimleri daha keyifli oluyor, rahatlıkla hareket edebildikleri için sıkılmadan doğal halleri ile çekimi gerçekleştiriyoruz. En güzel kareleri yakalamak için tabi ki sabırlı olmak gerekiyor.

11. Doğum, bebek ve özel gün.Her birinin kendine göre zorluk ve kolaylıkları var. Sadece birini seçmek zorunda kalsaydınız hangisini seçerdiniz? Neden?

Hmmm daha önce hiç böyle bir şey düşünmemiştim. Ama biraz düşününce cevabını vermek çok da zor değil doğum fotoğrafçılığını tercih ederdim. Çünkü, an fotoğrafı çekmek keyif veriyor bana, adrenalini seviyorum, yine konumuz bebekler ve bence çok özel bir ana tanık oluyorsunuz. Yıllar sonra o bebekler dünyaya geldikleri o ilk saniyelerinin fotoğraflarına bakınca benim adımı anacaklar bu düşünce beni çok heyecanlandırıyor.

12- Her geçen gün özellikle doğum ve bebek fotoğrafçılığına talebin giderek arttığını görüyoruz. Paralelinde bu hizmeti veren fotoğrafçılarda artıyor… Sizin çalışmalarınıza internet sitenizden baktığımızda her bir çalışmaya özel hazırlandığınızı ve çekimleri keyifli bir şekilde yaptığınızı görüyoruz. Çekimlere nasıl hazırlanıyorsunuz?

Son dönemlerin en popüler mesleklerinden biri diyebiliriz ve popülaritesi her geçen gün biraz daha artıyor. Doğuma fotoğrafçısız giren yok artık herkes bebeğinin hayata geldiği ilk anlarını belgelemek istiyor.

Çekim süreci benim için anne adayı ile konuşup anlaştığımız gün başlamış oluyor. Tüm detayları alıp ajandama yazıyorum. Ailenin yapısını tanımaya çalışıyorum, her aile farklı bakış açısına, karaktere ve geleneğe sahip. Doğum yapılacak hastaneyi, doktoru tanıyorsam içim rahat, daha önce çekim yapmadığım bir hastane veya doktorsa meslektaşlarımla konuşup bilgi sahibi oluyorum. Doğum planlı sezeryansa doğumdan önceki gece kafamda bütün her şeyi kurguluyorum evden çıkışımdan başlayıp, hastaneye gidiş, orada olacakların kafamda senaryosunu yazıyorum. Normal doğumlarda önceden kafamda olacakları oluşturmaya çalışıyorum ama tabi ki her şeyi yaşayarak görüyorum. Bazı pozları unutmamak için çekim listesi hazırlıyorum bildiğim pozlar olmasına rağmen yine de olayın heyecanından unutmamak için mutlaka bir kontrol listem oluyor.

13- Fotoğraflarınızı sosyal medyada paylaşıyor musunuz? Ya da sosyal ağlarda aktif misiniz?

Fotoğraflarımı, videolarımı, çekimler ve kendim ile ilgili haberleri elimden geldiğince paylaşmaya çalışıyorum. Çok aktif olmasamda bloğumda bir şeyler yazıyorum. Facebook, twitter, flickr, pinterest ve vimeo hesaplarım var. Orta seviye sosyal medya kullanıcısı diyebiliriz benim için.

14. Beğendiğiniz ya da tarzını sevdiğiniz amatör ya da profesyonel fotoğrafçılar var mı? Varsa bizimle paylaşmak ister misiniz?
Beğendiğim fotoğrafçılardan bazıları,
“Baby as art” ın fotoğrafçıları Carrie ve Brittany’ nin çalışmalarına bayılıyorum. Bloglarında yayınlanan her fotoğrafı yakından takip ediyorum.
Başka bir yenidoğan bebek fotoğrafçısı Kelly Ryden çok başarılı.
İngiliz fotoğrafçı Kitty Gallannaugh ‘ nın çalışmaları çok doğal geliyor.
Doğum fotoğrafçılarından Çiseren’ i çok başarılı buluyorum
Mehmet Turgut’ un kendine has tarzını seviyorum.
Tamer Hartevioğlu’ nun panoramik fotoğrafları çok güzel.
Diğer beğendiğim fotoğrafçılardan biri de Süha Derbent.

15- Sizinle röportaj imkanını bize sunduğunuz için teşekkür ederiz. Son olarak Türk Nikon hakkındaki düşüncelerinizi alabilir miyiz?

Ben teşekkür ederim. İlk “Türk Nikon” girişimini duyduğumda bu oluşum beni oldukça heyecanlandırdı. Bloğunuzu ve derginizi çok faydalı ve başarılı buldum. Teknoloji sayesinde artık her anımızı amatörce de olsa kayıt altına alıyoruz sizin çalışmalarınız da sadece profesyonellere değil fotoğraf çekmeyi seven geniş bir kitleye yönelik olduğu için ayrıca tebrik ediyor başarılar diliyorum.

Türk Nikon olarak Tuba Sönmezöz‘e bize ayırmış olduğu değerli vakit için çok teşekkür eder sizleri birbirinden güzel fotoğraflarıyla başbaşa bırakırız.

DSC_4424

Picture 1 of 36


  • servet

    tuğbacım kutluyorum seni başarılarınla gurur duyuyoruz sevgiler.